AŞILAMA (İntrauterin İnseminasyon) (IUI)

AŞILAMA (İntrauterin İnseminasyon) (IUI)

Aşılama (İntrauterin inseminasyon) (IUI) işlemi öncesinde erkeğin spermleri özel bazı yöntemlerle yıkanıp hazırlanır. Böylelikle spermlerin hareketli olanları küçük bir hacimde yoğunlaştırılmış olur.

Hazırlanmış olan spermler rahim içersine özel bir enjektör vasıtasıyla bırakılır ve yumurtaya kolayca ulaşmaları sağlanır. Özellikle nedeni açıklanamayan kısırlık ve sperm parametrelerinden bazıları normalin altında olan hastalarda uygulanmaktadır. Tüplerin açık olması gereklidir.
Bu işlem öncesinde anneye bazı ilaçlar verilerek yumurtlama sağlanabileceği gibi, doğal adet dönemlerinde de yapılabilir. Normalde bir kadında genellikle tek bir yumurta olgunlaşıp atılırken yumurtlama arttırıcı ilaçlarla bu sayının 2 veya 3 olması IUI siklusları için en ideal durumdur. 4 ve üzeri sayıda olgun yumurta gelişimi durumlarında çoğul gebelik riski arttığından gerekirse aile ile konuşup siklus iptal edilmelidir. Eğer anneye yumurtlama için ilaç verilmişse yumurtanın içinde bulunduğu folikül adı verilen kesenin çapı 18-20 mm’ye ulaştığında hCG enjeksiyonu (folikülün çatlamasını sağlayan iğne) yapılır. Bundan 36 saat sonra aşılama yapılır.

Her bir aşılama için başarı ortalama % 5—15’dir. Genellikle 3-4 uygulamadan sonra gebelik oranlarının artmadığı bilindiğinden daha fazla aşılama yapmaya gerek yoktur. 3 kez aşılama yapılmasına rağmen gebelik oluşmayan kişilerde genellikle tüp bebek tedavisi önerilir. Son zamanlarda yapılan bazı çalışmalar IUI tedavisiyle elde edilen gebelik oranlarının düşük olması sebebiyle tüp bebek öncesinde aşılama yapılmasının sadece maliyeti arttırdığını ortaya koymuş bu sebeple aşılama tedavisinin uygulanmadan direkt tüp bebek yapılma fikrinin tartışmaya açılmasına neden olmuştur.

yorumcu

KISIRLIĞIN ARAŞTIRILMASI

KISIRLIĞIN ARAŞTIRILMASI

Semen analizi ile eş zamanlı olarak kadının yumurtlayıp yumurtlamadığına bakılmalıdır. Bu amaçla adetin 19-21. günleri arasında basit bir hormon tahlili (progesteron) yapılabileceği gibi ultrason takipleri veya idrarda LH ölçümleri de yapılabilir. Düzenli adet gören kadınların %95"i normal olarak yumurtlarlar. Dolayısıyla adet düzeninin iyi sorgulanması bile tek başına yumurtlama açısından aydınlatıcı olacaktır.

Kadında en önemli testlerinden biri yumurtalık kapasitesinin saptanmasıdır. Bunun için adet döneminde vajinal yolla bir ultrason yapılarak yumurtalıklar içindeki primordial foliküller (içinde yumurta barındıran gelişime müsait minik kistler) sayılır. İki yumurtalıkta toplam 6 taneden az primordial folikül varlığı yumurtalık kapasitensin azalmış olduğu yönünde kuvvetli bir bulgudur. Kadınlar da yumurtalık kapasitesi 37 yaşından itibaren azalmaya başlar ve 44 yaşından sonra kadının çocuk sahibi olabilmesi çok zorlaşır. Bazen yumurtalık kapasitesi daha erken azalır. Özellikle ailesinde erken menopoz olan kadınlarda, daha önce yumurtalıklarından kist aldırmış olan kadınlarda, tek yumurtalığı alınmış olan kadınlarda, endometriosis öyküsü olan kadınlarda, genç kısır çiftlerde ve tekrarlayan düşükleri olan çiftlerde yumurtalık kapasitesinin çok dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Semen analizi ve yumurtlaması değerlendirilen çiftlerde kadının tüplerinin açık olup olmadığı araştırılır. Bunun için rahim tüp filmi (HSG-histerosalpingografi) çekilmesi gerekir. HSG basit ve çoğu zaman ağrısız bir işlem olmasına rağmen teknik olarak ilacın hızlı ve basınçlı verilmesine bağlı rahimde kramplar yapabilir. İşlem adetinin bitiminden hemen sonra yapılmalıdır. Bu şekilde rahim içi daha iyi görülür ve yumurtlama döneminden sonra olabilecek çok erken bir gebelik olasılığı ortadan kaldırılır. HSG ile rahim iç boşluğu ve tüpler değerlendirilir. Tüplerin açık olup olmadığı ve kapalı ise hangi seviyede kapalı oldukları anlaşılabilir. Özellikle tek tüpün rahme bitişik olduğu yerden kapalı olması durumu bazen ilacın basınçlı verilmesi sonucunda tüpte kasılma olmasına bağlıdır. Bu durumda gerçek değil yalancı bir tıkanıklık vardır. HSG ile karın içindeki yapışıklıkları ve bunların şiddetini anlama olasılığı azdır. HSG tüplerin açık olup olmadıkları hakkında bilgi verdiği halde tüplerin işlevi hakkında bilgi vermez.

Öyküsünde ve fizik muayenesinde herhangi bir bulgusu olmayan kadınlarda karın içinin bir kamera yardımı ile gözlenmesine olanak tanıyan laparoskopi adı verilen bir işlem yapılabilir. Laparoskopi eskiden çok sık kullanılan bir teknik olmasına karşın bugün özellikle tanısal anlamda kullanımı daha kısıtlıdır

Kısırlık araştırmalarında kullanılan ancak önemi tam olarak kanıtlanmamış testler de vardır. Bunların arasında immunolojik araştırmalar (antisperm antkorları) ve postkoital test (ilişkiden sonra rahim ağzındaki sıvının spermlerin varlığı açısından incelenmesi) sayılabilir. Çıkan sonuçlar tedavi yaklaşımlarını değiştirmediği için günümüzde hemen hemen hiç kullanılmamaktadırlar.

KISIRLIĞIN ARAŞTIRILMASI YORUMLARI

 

HİSTEROSALPİNGOGRAFİ (HSG)

HİSTEROSALPİNGOGRAFİ (HSG)

Histerosalpingografi, rahim ve tüplerin röntgen filmlerinde görülebilen yani kontrast bir madde ile doldurulması ve radyolojik olarak tüplerin açık olup olmadıklarının ve rahim içi durumunun gösterildiği bir yöntemdir. Kısaca "rahim filmi" denilir.

Kontrast madde bir kanül aracılığıyla rahim içine verilir bu madde röntgen filminde organların görülmesini sağlar.

Bu yöntemin bir hastada uygulanabilmesi için, adetin bitiminden sonraki ilk hafta tercih edilmelidir.

Kontrast madde rahim içi ve tüplere verilmeden önce abdomen (karın) filmi çekilir. Hasta işlem masasına kadın doğum muayene pozisyonunda yatırılır. Verilecek ilaç batın içine gideceğinden sterilite kurallarına çok dikkat edilmelidir. Spekulum denen aletle vajina(hazne) açılır ve serviks(rahim ağzı) temizlenir. Daha sonra serviks(rahim ağzı) bir alt yardımıyla tutularak sabitlenir ve bunun içinden kanül geçirilir. Bu kanül aracılığıyla kontrast madde rahim içine yavaşça verilir ve röntgen filmi çekilir. Film hemen değerlendirilir, istenilen netlik veya görüntü yoksa işlem tekrarlanır. Kontrast madde tüplere gelince hasta hafif bir ağrı duyabilir. Tüpler açıksa kontrast madde pelvis boşluğuna yayılır.

HSG normalse her iki tüp de açık ve rahim içinin şekli normaldir demektir. Rahim içinde bir kitle (myom yada polip gibi) varsa yada tüpler kapalıysa HSG"de bu durum anormal bir görüntü oluşturur.

Burada önemli da bir nokta HSG"de tüplerin açık izlenmesi kapalı izlenmesine göre daha güvenilir bir bilgidir. Çükü HSG"de tüpler çekim sırasında kasılarak (spazm) kapalı gibi görünebilmektedir. Yani HSG"de kapalı izlenen tüp aslında açık olabilir, bunu anlamanın yolu ise laparoskopi ile tüpleri değerlendirmektir.

HSG bazen kapalı olan tüpün rahim içine verilen madde sayesinde açılmasına sebep olabilir. Bu nedenle HSG sonrası kendiliğinden gebe kalma oranları artar.

İşlemden sonraki 1-2 gün boyunca hasta ara ara kramplar hissedebilir. Vajinal kanama görülebilir. Doktorun verdiği ağrı kesiciler alınmalıdır. Beklenmedik bir durum oluştuğunda doktora başvurulmalıdır.

yorumcu

 

TÜPLERDE TIKANIKLIK OLMASI

TÜPLERDE TIKANIKLIK OLMASI

Tüpler genellikle enfeksiyonlara bağlı olarak tıkanır. Bu enfeksiyonların neredeyse tamamı ise cinsel yolla bulaşan mikroplar ile olur. Bu mikroplardan en önemlileri gonore (bel soğukluğu) ve klamidyadır. Türkiye de diğer bir önemli etken ise tüberkülozdur (verem hastalığı).

Tüberküloz mikrobu solunum yolu ile alındıktan sonra akciğerlere yerleşir ve buradan kan yolu ile tüplere gelerek tüpleri tahrip eder. Bunların dışında geçirilmiş cerrahi müdahaleler (myom veya kist alınması veya endometriosis cerrahisi) sonucunda da tüpler tıkanabilir veya tüp-yumurtalık ilişkisi bozulabilir. çocuk sahibi olan kadınların aile planlaması yöntemi olarak tüp bağlanmasını seçtiği durumlarda da tüpler tıkalıdır.

Tüplerin tıkalı olduğu genelikle HSG adı verilen bir rahim-tüp filmi ile anlaşılır. Tüplerin tıkalı olduğu anlaşıldıktan sonra tıkanıklık rahime bitişik bölgede ise doğrudan tüp bebek yapılması en uygunudur. Mikro cerrahi ile tüpler açılabilse bile bu işlem daha zahmetli olup başarı şansı da azdır.

Tüpler eğer yumurtalığa yakın olan uçlarından tıkalı ise (hidrosalpinks) laparoskopi yapılması gerekir. Laparoskopide tüpler açılmalı açılamıyorsa da alınmalıdır. Hidrosalpinks şeklinde tıkalı tüplerin mevcudiyeti tüp bebek başarısını azaltmaktadır.

 

Kadına Ait Kısırlık Nedenleri ve Tedavisi

Yumurtlama bozuklukları:

Yumurtlama bozukluklarını 3 grup ta inceleyebiliriz.

  • Hipogonadtropik hipogonadism adı verilen ve beyinden salgılanıp yumurtalıkları idare eden hormonların yetersiz olmasından kaynaklanan bir durumdur. Tedavisinde beyinden salgılanan hormonların enjeksiyonlar ile yerine konması gerekir. Bu kadınlarda tedavi öncesinde altta yatan beyinde yer kaplayan bir tümör gibi daha önemli durumları ekarte etmek için bir beyin MR"ı çekilmesi ve prolaktin ölçümleri yapılması gereklidir.
  • Hipergonadotropik hipogonadism olarak adlandırılan ve yumurtalık içindeki yumurtaların erken tükenmesine bağlı olan durumdur. Halk arasında erken menopoz olarak da bilinir. Çocuk sahibi olabilmek için bilinen bir tedavisi yoktur. Ancak yumurta bağışı ile gebe kalınabilir.
  • Beyin yumurtalık arasındaki dengenin bozulmasına bağlı yumurtlama bozuklukları. Kadınlarda en sık rastlanan öerneği polikistik over sendromudur. Nedeni tam olarak bilinmez. Yumurtalıklarda gelişmeye başlamış ama gelişme potansiyelini tamamlayamamış preantral folikül dediğimiz yapıların çevresel dizilimi ve aşırı erkeklik hormonu salgılayan stroma adı verilen tabakanın kalınlaşması ile karakterizedir.

Polikistik over sendromunun, kız çocuğunun anne karnında olduğu dönemden itibaren beyindeki hormonların birtakım faktörler nedeni ile yanlış programlanması sonucunda ortaya çıkabileceği söylenirken, yanlış beslenme, aşırı kilo alma gibi problemlerinde hastalığı tetikleyebileceği ifade edilmiştir. Ancak hastalık tipik olarak genç kızlarda ve genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Polikistik over sendromlu kızlar genellikle şişmandır, tüylenme ve saçlarda dökülme ve sivilceleşme söz konusudur. Tedavisi sadece belirtilere yöneliktir. Hastalığın semptomları tedavi edilmelebilir. Hastanın tedavisindeki en önemli ve birinci basamak kilonun kontrol altına alınması ve kilo verdirilmesidir. Tek başına kilo vermenin bile yumurtlamayı geri getirebildiği unutulmamalıdır.  

Bir hormon bozukluğunun neden olduğu kilo alımı söz konusu ise diyetlerin buna yönelik olarak programlaması gerekir. Özellikle kadınlarda polikistik over sendromu aşırı kilo alımı ile ilgili olduğu için, spesifik olarak araştırılması ve buna yönelik olarak bir takım tedavilerin uygulanması önemlidir.

Kadınlardaki kilo alımı ve yağlanmayı biz ikiye ayırabiliriz. Bunlardan ilki elma tipi olarak tabir edilen kilo alımının karın çevresi ve üst gövdede olması, bacakların ve kalçaların ise ince olması durumudur. İkinci tür kilo alımı tipi ise armut tipi olarak tabir edilen kalçalarda ve bacaklarda olan şişmanlıktır, gövde incedir. Kozmetik olarak bakıldığı zaman elma tipi obezitenin gizlenmesi daha basit olmasına rağmen, beraberinde getirdiği sağlık sorunları açısından daha kötüdür. çünkü erkek tipi olan bu yağlanma yüksek kolesterol oranları ile seyreder. Polikistik over sendromlu kadınlarda kilo alımı elma tipindedir.

Polikistik over sendromunun diğer bir bulgusu ise yumurtlamanın seyrek veya hiç olmamasına bağlı adet düzensizliği ve gebe kalmanın engellenmesidir. Henüz evlenmemiş veya çocuk sahibi olmak istemeyen kadınlarda bu adetler doğum kontrol hapları ile düzenlenebilir. Ancak çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda, yumurtlamayı uyarıcı ilaçların kullanılması gerekir.

Tüp Tıkanıklıkları:

Tüpler genellikle enfeksiyonlara bağlı olarak tıkanır. Bu enfeksiyonların neredeyse tamamı ise cinsel yolla bulaşan mikroplar ile olur. Bu mikroplardan en önemlileri gonore (bel soğukluğu) ve klamidyadır. Türkiye de diğer bir önemli etken ise tüberkülozdur (verem hastalığı). Tüberküloz mikrobu solunum yolu ile alındıktan sonra akciğerlere yerleşir ve buradan kan yolu ile tüplere gelerek tüpleri tahrip eder. Bunların dışında geçirilmiş cerrahi müdahaleler (myom veya kist alınması veya endometriosis cerrahisi) sonucunda da tüpler tıkanabilir veya tüp-yumurtalık ilişkisi bozulabilir. çocuk sahibi olan kadınların aile planlaması yöntemi olarak tüp bağlanmasını seçtiği durumlarda da tüpler tıkalıdır. Tüplerin tıkalı olduğu genelikle HSG adı verilen bir rahim-tüp filmi ile anlaşılır. Tüplerin tıkalı olduğu anlaşıldıktan sonra tıkanıklık rahime bitişik bölgede ise doğrudan tüp bebek yapılması en uygunudur. Mikro cerrahi ile tüpler açılabilse bile bu işlem daha zahmetli olup başarı şansı da azdır. Tüpler eğer yumurtalığa yakın olan uçlarından tıkalı ise (hidrosalpinks) laparoskopi yapılması gerekir. Laparoskopide tüpler açılmalı açılamıyorsa da alınmalıdır. Hidrosalpinks şeklinde tıkalı tüplerin mevcudiyeti tüp bebek başarısını azaltmaktadır.

Endometriosis:

Rahim içini döşeyen endometrial hücrelerin rahim dışında yerleşerek bu bölgelerde tahribat medana getirmesidir. Nedeni tam olarak belli değildir. En fazla rağbet gören teori retrograd menstruasyon teorisidir. Kadınlarda adet kanaması rahim iç tabakasını döşeyen hücrelerin dökülmesi ile olur. Bu hücrelerin bir kısmı da geriye doğru giderek tüplerden karın boşluğuna dökülür. Genelde bu hücreler vücudun defans mekanizmaları tarafından yok edilir. Ancak bazı kadınlarda bu mekanizmalar iyi çalışmaz ve endometrial hücreler karın zarı üzerine yerleşerek üremeye başlarlar. Endometriosis hastalığı en çok karın zarını ve yumurtalıkları tutar. Bunun dışında rahim ve kalın barsağın son bölümü olan rektum arasına yerleşerek rektovajinal septum endometriosisini oluşturur. Hastalık genelde ilerleyici bir karakter gösterir ve yaygınlığı ancak laparoskopi ile anlaşılır. Bulguları ağrı, kitle ve kısırlıktır.

Yumurtalık içindeki endometriosis kistlerine endometrioma (çukolata kisti) adı verilir. Endometriomalar kısırlık ile beraber olduğunda laparsokopik olarak alınmaları gerekir. Laparoskopik endometrioma alınmasını takiben, endometriozisin yaygınlığı değerlendirildikten sonra ilk 6 ay içinde kadınların gebe kalması beklenebilir. Gebe kalamayanlarda ise kadının yaşına bakılarak bir 6 aylık bekleme daha önerilebilir. Yaşın 35"in üzerinde olduğu durumlarda ise çok zaman kaybetmeden yardımcı üreme tekniklerine geçilmelidir. Bazı durumlarda ise ileri derecede anatomi bozulmuş olabilir ve buna bağlı kendiliğinden gebelik şansı verilemez. Endometriosisin ileri derecede yaygın olduğu ve tüp ve yumurtalık ilişkisini bozduğu durumlarda zaman geçirmeden tüp bebek yapmak en uygunudur.

Peritoneal endometriosis diye tabir edilen ve karın zarı üzerindeki endometriosis odaklarının ise tedavisinde laparoskopi ile koterizasyon veya lazer vaporizasyonu işlemleri uygulanabilir. Her iki tekniğin sonuçlar açısından farkı yoktur. Rektovajinal septum endometriosisinde genellikle bu bölgeye yerleşmiş bir nodül bulunur. Ağrılı adet görme, ağrılı ilişki ve ağrılı dışarı çıkma en sık rastlanılan belirtilerdir. Laparoskopi ile nodülün alınması gerekir. Endometriosis tekrarlayabilen bir hastalıktır. Olguların %20’sinde cerrahi işlemi takiben 5 yıl ierisinde  hastalık tekrar rahatsızlık verecek safhaya ilerleyebilir.

Diğer kısırlık nedenleri ve tedavisi: Yukarıda sayılan durumların dışında kısırlık ile ilişkilendirilen ancak kesin olarak kısırlık nedeni sayılamayan durumlar da mevcuttur. Bunlardan en önemlileri rahmin doğuştan olan anormallikleri ve myomlardır.

yorumcu

ERKEKTE KISIRLIK NEDENLERİ

Erkeğe Ait Kısırlık Nedenleri ve Tedavisi

Erkekte en sık olarak görülen kısırlık nedeni sperm sayı ve/veya harekelilik azalması ve/veya şekil bozukluklarıdır (oligo-asteno-teratospermi-OAT). Nedeni genellikle belli değildir.

OAT ile beraber varikosel varsa bunun cerrahi tedavisi genellikle ürologlar tarafından önerilmekle birlikte etkinliği kanıtlanmamıştır.
Aşılamada kullanılabilecek hareketli sperm sayısı 1-10 milyon arasında ise  aşılama tedavilerinden başarı beklenebilir. İdeali ve aşılama için verilebilecek başarı oranları 10 milyondan fazla hareketli sperm enjekte edilebileceği durumlar içindir. 2-3 defa aşılama denemesi ile gebelik elde edilmez ise mikroenjeksiyon yapılmalıdır.
Menide hiç sperm olmamasına ise azospermi adı verilir. Azospermi spermleri dışarı taşıyan kanallardaki tıkanıklıklar veya testis içinde yapım bozukluğuna bağlıdır. Tıkanıklık ile seyreden azospermi hastalarında kistik fibrosis adı verilen bir genetik hastalık olabilir. Kistik fibrozis gen mutasyon taraması ile anlaşılır. Eğer erkekte gen mutasyonu varsa kadına da mutlaka bakılmalıdır. çiftlerin her ikisinde taşıyıcılık durumu varsa bebeğin kistik fibrozis hastalığına sahip olarak doğma ihtimali olabilir. Yapım bozukluğuna bağlı azospermi durumlarında ise testis içinde ya hiç sperm kalmamıştır veya çok küçük odaklarda az sayıda sperm yapımı devam etmektedir. Azospermik hastaların tamamında mikroenjeksiyon dışında gebelik şansı yoktur. Tıkanıklığa bağlı azospermilerde tıkanıklığın arkasından iğne ile sperm alınabilir (PESA/PTSA).
Yapım bozukluğuna bağlı azospermilerde ise TESE adı verilen bir işlem yapılarak testisin içinden açık ameliyat ile sperm aranır. Tıkanıklık durumlarında neredeyse her erkekten sperm bulunurken yapım bozukluklarında ancak 2 erkekten 1"inde sperm çıkar. Erkeklerde nadir görülen diğer kısırlık nedenleri arasında impotans, hormon bozuklukları, ve ejakülasyon bozuklukları (bazı operasyonlara bağlı meninin idrar torbası içine akması gibi) sayılabilir. Bunlarda genellikle tıbbi tedaviler denenir, gebe kalamayanlarda ise tüp bebek yapmak lazımdır.

 ERKEKTE KISIRLIK NEDENLERİAzospermik Erkeklerde Sperm Elde Etme Metotları

Cerrahi sperm elde etme yöntemleri nelerdir? Tüm bu işlemler lokal ya da genel anestezi altında uygulanabilir. Bir engel olmadıkça hastaların rahatlığı açısından genel anestezi tercih edilir.

İşlemler çoğu zaman on dakika ile yarım saat arasında sürer. İşlemlerden sonra günlük hayatınıza devam edebilirsiniz.   Tüm işlemler tüp bebek merkezinde yapılır ve alınan örnekler aynı anda laboratuarda incelenerek sperm bulunup bulunmadığı  görülür. Sperm bulunduğunda işleme son verilir.

PESA: Perkutan Epididimal Sperm Aspirasyonu.Testislerin üzerindeki epididimlere ince bir iğne ile girerek içerisindeki spermleri çekme yöntemidir. Testislerin içerisinde bulunduğu skrotum isimli kese açılmadan ciltten batırılan bir iğne ile uygulanır. Sadece obstrüktif azospermi olgularında uygulanabilir. Bu yöntemle sperm elde edilemezse testisten sperm elde etme yöntemlerine geçilir.

PTSA: Perkutan Testiküler Sperm Aspirasyonu.

Testislerin içinde bulunduğu kese açılmadan ciltten batırılan bir iğne ile testislere girerek testis dokusundan örnek alınmasıdır. Bu yöntemle sperm elde edilemezse TESE"ye geçilir.

TESE: Testiküler Sperm Ekstraksiyonu.

Testislerin içerisinde bulunduğu kese ve herbir testisi çevreleyen tunika albuginea isimli kılıf küçük bir kesi ile açılır. Testis dokusundan küçük parçalar alınır. Kesilen bölümler dikilerek işleme son verilir.

Mikro TESE: Mikroskop altında Testiküler Sperm Ekstraksiyonu.

Testislerin içerisinde bulunduğu kese ve herbir testisi çevreleyen tunika albuginea isimli kılıf küçük bir kesi ile açılır. Testis dokusu mikroskop ile incelenerek geniş görülen kısımlardan örnekler alınır. Kesilen bölümler dikilerek işleme son verilir. Bu yöntemin testis dokusuna daha az zarar verdiğini öne süren yayınlar vardır.

Sperm bulunma şansı nedir?

Tıkanıklığa bağlı azospermi olgularının yaklaşık %100"ünde yapım bozukluğuna bağlı azospermi olgularının genel olarak %50"sinde sperm bulunabilmektedir.

Bir kez sperm elde edildiğinde bu spermler dondurularak sonraki uygulamalarda kullanılabilir mi?

Obstrüktif azospermi olgularında spermlerin dondurma çözme işlemi sonrası canlılık oranları ve bu spermlerin kullanımıyla elde edilen gebelik oranları yüksektir. Ancak, nonobstruktif azospermi olgularında elde edilen spermlerin dondurularak saklanması ve sonra tekrar kullanılması tartışmalı bir konudur. Bu hastalardan elde edilen spermlerin önemli bir kısmı yapısal kusurlara sahiptir. Ancak, daha sonraki işlemlerde sperm bulunamaması olasılığına karşı çok seçici bir şekilde uygun spermlerin dondurularak saklanması önerilebilir.
Tekrarlayan TESE uygulamalarıyla elde edilen gebelik oranları ilk uygulamada elde edilen gebelik oranlarından farklı değildir.

TESE"de sperm bulunamayan nonobstrüktif azospermi hastalarında işlemin tekrar yapılması durumunda sperm bulunabilir. Birinci TESE"de olgun sperm bulunamayan nonobstrüktif azospermi hastalarının %5-20 sinde ikinci uygulamada sperm bulunduğu bildirilmiştir.

yorumcu

Spermiogram (Sperm tahlili, Sperm Testi)

Spermiogram (Sperm tahlili, Sperm Testi)

Spermiogram (sperm analizi, sperm tahlili, meni tahlili, semen analizi) sperm sayısını, şeklini, hareketini değerlendirmeye yönelik bir testtir.

Sperm sayısı, normal spermlerin anormal şekilli spermlere oranı, hareket derecesi iyi olan sperm miktarı değerlendirilir. Ayrıca verilen semen örneğinin miktarı, pH’sı, rengi, lökosit varlığı, fruktoz miktarı, likefaksiyonu gibi özellikleri değerlendirilir. Belli zaman dilimlerinde spermlerin hareketliliği incelenir. Hareket tiplerine göre sınıflama yapılır.
2-5 günlük cinsel perhizden sonra yapılır. İşlemin doğru sonuç vermesi için sperm örneği en gec 1 saat içinde laboratuara ulaştırılmalı, tercihen sperm örneği laboratuara yakın bir mekânda verilmelidir. Bu amaçla infertilite merkezlerinde sperm örneği verebileceğiniz bir alan ayrılmıştır.

Sperm değerlendirme kıstasları değişebilmektedir. Kruger kriterleri özellikle sperm şekil bozukluklarını göz önüne alan bir değerlendirme yöntemidir. Özel bir boyama sonrası sperm şekil (morfoloji) özellikleri incelenerek sperm örneğinin fertilite (doğurganlık) kapasitesi hakkında fikir edilinebilir.

Sperm analizi sonucuna göre ideal olarak karar verebilmek için 1-2 ay ara ile yapılmış en az 2 farklı sperm örneği incelenmelidir. Sperm analizinde bir fertilite sorunu saptanırsa erkeğin fiziksel ve hormonal ileri muayenesine geçilir. Sperm üretim döngüsü 2-3 ayda bir tekrarlanır. Yani üretilen bir sperm 2-3 ay sonra semene salgılanacaktır. Aynı şekilde kişinin karşılaştığı zararlı etkenler veya tedavi için kullanılan faydalı ilaçlar da sperm üretimini 3 ay içinde etkileyebilir. Semen analizi sonuçlarını değerlendirirken bu süreç akılda tutulmalıdır.

Normal sperm analizi değerleri:

- Volume (hacim) 1.5-5.0 ml arasında olmalıdır
- Ph: 7.2 "den büyük
- Viskosite 2"den az
- Sperm konsantrasyonu 20 milyon/ml "den fazla
- Motilite yüzdesi (a+b) % 50"den fazla olmalı. ( a: ileri hızlı) , ( b: ileri yavaş)
- Morfoloji % 30 normal "dan fazla normal (WHO)
%14 "den fazla normal (KRUGER STRİCT)
- Lökosit 1 milyon/ml" den az olmalı

Sperm tahlili verirken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar:

- En ideali 3-4 günlük bir cinsel perhiz sonrası sperm vermektir. Perhiz süresinin daha uzun tutulması sperm sayısının aldatıcı şekilde artmasına ve hareketlerinin azalmasına neden olabilir. Perhiz süresinin 3-4 günden kısa tutulması da sperm sayısının azalmasına ve hareketli sperm oranının artmasına neden olarak aldatıcı olabilir. Bu nedenle sperm tahlili vermeden önceki 3-4 gün herhangi nedenle boşalmamış olmanız gerekir.
- Sperm örneğini vermeden önce idrarın tamamen tuvalete yapılması gerekir.
- Sperm örneği vermeden önce eller sabunlu su ile yıkanması ve bol su ile durulanmalı ve sonra kurulanmaldır.
- Sperm örneği masturbasyon yöntemi ile verilmelidir. Bu işlem sırasında hiçbir kayganlaştırıcı madde (sabun, tükrük, yağ, vazelin v.b) veya prezervatif kullanılmamalıdır.
- Sperm örneğinin verileceği kaplar sterildir. Kabın ve kapağın iç kısmına dokunulmamalıdır.
- Penisten gelen menilerin tamamının kabın içine verilmesi gerekir. Eğer yanlışlıkla dışarıya akar ise görevlilere bildirilmelidir.
- Sperm örneği en fazla yarım saat içerisinde oda ısısında veya vücut ısısında güneş ışığı görmeyecek şekilde laboratuara ulaştırılmalıdır.

Sperm tahlili ile ilgili terimler:

NORMOZOOSPERMİ: Sayı, hareket ve şekil bakımından normal spermler.
ASPERMİ: Ejakulatın (semenin) hiç gelmemesidir.
AZOOSPERMİ: Ejakulat yani semen vardır fakat içerisinde hiç sperm yoktur.
OLİGOSPERMİ: 20 milyon/mL "den az sperm olmasına denir.
ŞİDDETLİ OLİGOSPERMİ: 5 milyon/ml "den az sperm olmasıdır.
ASTENOSPERMİ: Spermlerin motilitesi yani hareketleri zayıftır.
TERATOZOOSPERMİ: Kruger kriterlerine göre normal şekilli sperm sayısı %14’ün altında olan spermler için kullanılır.
POLİSPERMİ: Sperm sayısı 250 milyon"dan fazladır.
HİPOSPERMİ: Meni hacmi normalden azdır.
HİPERSPERMİ: Meni hacmi normalden fazladır.
OLİGOASTENOZOOSPERMİ: Hem sayı hem de hareket yönünden normal değerlerin altında olan sperm örnekleri için kullanılır.
OLİGOTERATOZOOSPERMİ: Hem sayı hem de morfolojik yapı yönünden normal değerlerin altında olan sperm örnekleri için kullanılır.
OLİGOASTENOTERATOZOOSPERMİ: Hem hareket hem de morfolojik yapı yönünden normal değerlerin altında olan sperm örnekleri için kullanılır.

yorumcu

İNFERTİLİTE - KISIRLIK

İNFERTİLİTE - KISIRLIK

İnfertilite yani kısırlık 1 yıl boyunca korunmadan ve yeterli sayıda cinsel ilişkide bulunulmasına karşın gebelik oluşmamasıdır. Evli çiftlerin %10-15"inde infertilite görülür.

İnfertiliteyi primer ve sekonder infertilite diye ikiye ayırabiliriz. Hiç çocuk sahibi olmayanlara primer infertil, daha önce çocuk sahibi olabilmiş fakat şu an gebe kalamayanlara sekonder infertil denir.

Fekundabilite: Bir adet dönemi yani menstruel siklus içerisinde gebelik elde edebilme ihtimalidir ve bu da normal çiftlerde %20-25’tir
Fekundite: Bir menstruel siklus içerisinde canlı doğum elde etme ihtimalidir.

Bütün çiftler ele alındığında hepsinin de ilk adet döneminde gebe kalması imkânsızdır. Gebelik oluşabilmesi için belli bir süre geçmesi gerekir. Gebelik istemi olan çiftlerin 3 ay sonunda ancak %57"sinde gebelik oluşur. 6 ay sonunda %72"sinde gebelik oluşur. 1 yıl sonunda %85"inde gebelik oluşur. 2 yılsonunda %93"ünde gebelik oluşur.

İnfertil çiftlerin yaklaşık % 30-40"ında erkek, % 40-50"sinde kadında problem saptanır. Bazı çiftlerin her ikisinde birden sorun bulunur. % 10-15 çiftte ise ne kadında ne de erkekte neden bulunamaz. Hiçbir neden bulunamayan duruma açıklanamayan infertilite denir. Bu yüzden infertil çiftler mutlaka birlikte araştırılmalıdır, sadece kadının ya da sadece erkeğin araştırılması yeterli değildir. Çiftlerden birisinde bir sorun bulunsa bile aynı anda diğerinde de sorun olabilir.

Yaş ilerledikçe çiftlerin gebe kalma şansı azalır. Yaşın ilerlemesi yardımcı üreme teknikleriyle de başarı şansını azaltmaktadır.

Kadında infertilite nedenleri:

· Ovulasyon (yumurtlama) bozuklukları % 40
· Tüplere ve karındaki yapışıklıklara bağlı nedenler % 40
· Endometriozis % 5-15,
· Nedeni izah edilemeyen (açıklanamayan) infertilite % 5-15
· Diğer nedenler % 5


Erkekte infertilite nedenleri:

- Nedeni açıklanamayan grup % 30
- Varikosel % 15
- Endokrin hipogonadism % 9
- Subklinik enfeksiyonlar % 8
- İnmemiş testis %8
- Ereksiyon (sertleşme) sorunu ve hipospadias % 6
- İmmunolojik nedenler % 5
- Sistemik hastalıklar % 3
- Obstruktif (tıkanıklık) patolojiler % 2
- Diğer nedenler % 13


İnfertiliteye yol açan nedenlere yönelik geçmişle ilgili sorgulama sonrasında, sadece üreme organlarının değil tüm vücudun değerlendirilmesine yönelik muayene yapılır. Hormonal testlerden başka histerosalpingografı (HSG), laparoskopi ve histereskopi gibi diğer inceleme yöntemleri kullanılabilir.

Erkek değerlendirilmesi için öykü ve muayene bulgularından başka sperm testi (semen analizi) çok önemlidir. Sperm analizi 2-5 günlük cinsel perhiz sonrası yapılır. Sperm analizi anormal çıkarsa 1-2 ay sonra tekrarlanmalıdır.

Çiftler Ne Kadar Sürede Gebelik Oluşmazsa Doktora Başvurmalıdır?


35 yaşın altındaki çiftler 12 ay boyunca korunmasız düzenli ilişkiyi denemelerine rağmen hala gebelik oluşmamışsa doktora başvurmalılar. 35 yaşın üzerindeki çiftlerde bu süre 6-8 aydır.

Aşağıdaki durumlarda 1 yıl beklenmeden inceleme başlatılabilir:

Kadın;

- Kadın yaşı > 35 ise
- Amenore (adet görememe) veya düzensiz adetleri varsa
- Pelvik enfeksiyon veya endometriosis öyküsü varsa
- Geçirilmiş abdominal veya pelvik cerrahi öyküsü varsa
- Anormal muayene bulguları varsa


Erkek;

- Geçirilmiş ürogenital cerrahi öyküsü varsa
- Geçirilmiş cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü varsa
- Anormal muayene bulguları varsa

yorumcu